Seninle konuştuğumuz zamanların çoğunu ailemle ilgili söylenerek geçiriyormuşum sanırım. Ne aptalmışım! Birgün en kötüsünün bile kıymetini anlayacağımı söylerdin: Anladım..
Meğer yıllardır anne dediğim kadına doya doya sarılmamışım! Birkaç dakika önce farkedebildim inanabiliyor musun kim bilir en son ne zaman sarıldım.. Bu sarılma da tesadüfen oldu tabii.. Sadece kararsız küçük bir kızdım o an ve sadece seninle doluydu kafa tasım.
Sesini duyuyormuş gibi kulaklarımı uğuldatan binlerce çizgi arasından "çitlembik" diyişini görünce kendimı duymaya başladım; mutluydum uzun zaman sonraki "bir an". Kaç defa gözüm kapalı okudum, kaç defa duydum bilmiyorum. Ama akşamdan kalma bir sesle şimdi avaz avaz soluklanıp hararetle yutkunuyordu bünyem. Kocaman bir günüm "benzemez kimse sana" diyerek yüce üstada eşlik edip ağız dolusu neşe toplamakla geçti. Eve koşa koşa geldim yine çizgilerini görmek için ama bugün içinden geçen her ne varsa görünmez kalmalarını istemiştin. Çizgilerin bomboştu..
Beni biliyorsun, anında karar veren bir "estim akıllı" da olsam kararsız yanım her zaman kantarı korkutur. Kararsızlık dediğim şey "Seviyor muyum? Sevmiyor muyum?" değil elbet, tahmine açık tek konu var ki bu durumda kantardan daha fazla korkarım. Suratım bin parça düştü vesselam..
Huysuz olduğum bu vakitlerde karşıma çıkıp tek söz söyleyeni ağzını açmamaya yemin ettirecek kadar kırıcı olabildiğimden haliyle çabuk anlaşılır moralimin kaç "asalak" çarpanı olduğu. Hararetli hararetli sustum yine. Sadece sustum, sessizce parçalarımı toplayacaktım.
Uyurgezer olmuştum ve bilinçsizce kendimi onun yanında buldum. Birileri benim yerime gözlerimi, dudaklarımı kullanıp pervasızca "anne birlikte uyuyalım" diyivermişti karşısına çıkan ilk güzel kadına. Gülümseyip bana kollarını açan kadının yanına uzanmıştım. Başımı, bütün yüzümü boynuna bastırıp bir yandan gözlerime dur emri verirken gerçekten olağanüstu kokan o kadına binlerce kez anne diyordum. Uykusunda bile yanında olduğumun farkında bir mekanizmaydı. Yarım asrın ve hala ev geçindirmek zorunda kalıp akşama kadar koşmanın bahşettiği yorgunlukla ninni gibi horluyordu. Öpsem anlamaz, sabaha unutur diyerek kimseyi öpmediğim kadar güzel öptüm yanaklarını. Farkedip aynı şekilde uzun uzun öpmüştü yanağımı. Öyle güzel, öyle sıkı sarılmışızki utanıp yeniden uyumasını bekledim yanından kalkabilmek için. Bu zamana kadar ne kadar sert davransam da sevmiş beni annem. Çok sevmiş..
İşte sayende birkaç şey daha öğrendim yine. Hayatıma girdiğin günden beri böyle geciken anılarımı tamamlama fırsatım oluyor. Tastamam büyüyeceğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder