Son gün okulda saatleri ve dakikaları saymıştım. Akşam bile öyle heycanlıydım ki oturup kısa bir konuşma metni yazdım telefonda bocalamamak için. Ama o an aklıma bile gelmeyecekti metin.
Çıkışta her geçen saniye kalbim daha da hızlanmaya başladı taa ki ankesörlü telefonu elime alana kadar. Telefon elimdeyken ise yaşamıyordum diyebilirim. Kutbum cesaretlendirmişti bu noktaya kadar ve şimdi uzaklaşıyordu benim için kutsal sayılabilecek bu anda yalnız kalabilmem için. Numarayı bile unutmuştum o an. Telefonumu çıkarıp numaranı tekrar yazmaya başladım..
Telefonu açtın işte sesin aynıydı, o tınıyı unutamazdım! Söylediğin her kelime kelebek ömründen daha kısaydı, telefonu kapattığımda unutacağıma emindim. Yanılmışım ki şimdi bile her kelimen aklımda..
Seni özlediğimde inanılmaz hırçınlaşırdım hep. Sonra kendi kendimi sustururdum. Ama son birkaç haftadır yapamamıştım bunu. Sesin düzeltti bu sefer herşeyi. Öyle heycanlı öyle mutluydum ki zar zor konuşabildim. Telefonu kapattığımda kutbum yaklaştı. Koluna girmesem bayılabilirdim ve ağlamaya başladım. Öyle temiz öyle güzel ağladım, öyle rahatladım ki hayatım boyunca bu duyguyu bir daha hissedebilecek miyim gerçekten bilmiyorum..
Akşam tekrar konuşacağımızı düşünmek çok iyi gelmişti. Bu kadar saçmalayacağımı bilmiyordum ama. Telefon kapanınca ayılamadım ve birkaç gün boyunca hatırlayıp sinirimi bozacağım bir rezilliğe imzamı çakmıştım tam 12'den.
Mesaj ya da telefon olsun farketmez, tekrar seninle konuşmaya çok hızlı alışmıştım. Konuşmadığımız günler benim için berbattı artık. Sonra bir durup düşünmem gerektiğini farkettim: Sen her gün bu adamla konuşmuyordun, şimdi azıcık konuşmanız bile yetmeliyken kendi kendine kaprisler üretiyorsun kafanın içinde.. Bütün gün kendini harap edecek birşey yok ve toparlan artık.. Ne kadar yoğun olduğunu biliyorsun, bir insanın hayatı tamamen "sen"den ibaret olamaz. Çocukça düşünmekten vazgeç..
İçimdeki ses çok haklıydı, bunu biliyordum ama harekete geçememiştim işte. Bir ya da iki hafta kadar sürdü bu sanırım. Büyük ölçüde hallettim kafamdakinin söylediği sıkıntıları. Şimdi rahat mıyım?? Evet diyebilirim. Özellikle çok sevdiğim o şarkı sözünü görüp, tekrar dinlediğimde öyle rahatlamıştım ki..
(...)
Belki benim kağıt param,
Bir şekilde, döne dolaşa
Senin cebine girmiştir.
Belki aynı posta kutusuna,
Değişik zamanlarda da olsa
Birkaç mektup atmışızdır.
Ayın karpuz dilimi gibi batışını
İzlemişizdir deniz kıyısında.
Aynı köşeye oturmuşuzdur Köhne'de,
Belki de birkaç gün arayla.
Olamaz mı? Olabilir...
Çıkışta her geçen saniye kalbim daha da hızlanmaya başladı taa ki ankesörlü telefonu elime alana kadar. Telefon elimdeyken ise yaşamıyordum diyebilirim. Kutbum cesaretlendirmişti bu noktaya kadar ve şimdi uzaklaşıyordu benim için kutsal sayılabilecek bu anda yalnız kalabilmem için. Numarayı bile unutmuştum o an. Telefonumu çıkarıp numaranı tekrar yazmaya başladım..
Telefonu açtın işte sesin aynıydı, o tınıyı unutamazdım! Söylediğin her kelime kelebek ömründen daha kısaydı, telefonu kapattığımda unutacağıma emindim. Yanılmışım ki şimdi bile her kelimen aklımda..
Seni özlediğimde inanılmaz hırçınlaşırdım hep. Sonra kendi kendimi sustururdum. Ama son birkaç haftadır yapamamıştım bunu. Sesin düzeltti bu sefer herşeyi. Öyle heycanlı öyle mutluydum ki zar zor konuşabildim. Telefonu kapattığımda kutbum yaklaştı. Koluna girmesem bayılabilirdim ve ağlamaya başladım. Öyle temiz öyle güzel ağladım, öyle rahatladım ki hayatım boyunca bu duyguyu bir daha hissedebilecek miyim gerçekten bilmiyorum..
Akşam tekrar konuşacağımızı düşünmek çok iyi gelmişti. Bu kadar saçmalayacağımı bilmiyordum ama. Telefon kapanınca ayılamadım ve birkaç gün boyunca hatırlayıp sinirimi bozacağım bir rezilliğe imzamı çakmıştım tam 12'den.
Mesaj ya da telefon olsun farketmez, tekrar seninle konuşmaya çok hızlı alışmıştım. Konuşmadığımız günler benim için berbattı artık. Sonra bir durup düşünmem gerektiğini farkettim: Sen her gün bu adamla konuşmuyordun, şimdi azıcık konuşmanız bile yetmeliyken kendi kendine kaprisler üretiyorsun kafanın içinde.. Bütün gün kendini harap edecek birşey yok ve toparlan artık.. Ne kadar yoğun olduğunu biliyorsun, bir insanın hayatı tamamen "sen"den ibaret olamaz. Çocukça düşünmekten vazgeç..
İçimdeki ses çok haklıydı, bunu biliyordum ama harekete geçememiştim işte. Bir ya da iki hafta kadar sürdü bu sanırım. Büyük ölçüde hallettim kafamdakinin söylediği sıkıntıları. Şimdi rahat mıyım?? Evet diyebilirim. Özellikle çok sevdiğim o şarkı sözünü görüp, tekrar dinlediğimde öyle rahatlamıştım ki..
(...)
Belki benim kağıt param,
Bir şekilde, döne dolaşa
Senin cebine girmiştir.
Belki aynı posta kutusuna,
Değişik zamanlarda da olsa
Birkaç mektup atmışızdır.
Ayın karpuz dilimi gibi batışını
İzlemişizdir deniz kıyısında.
Aynı köşeye oturmuşuzdur Köhne'de,
Belki de birkaç gün arayla.
Olamaz mı? Olabilir...