1 Ocak 2011 Cumartesi

Yeni yıl..

Bu yazı için bir hayli özenmeli, bir hayli alıştırma yapmalıyım. Bugüne yakışmalı, bugün gibi harika olmalı. Sayende tattığım her parça gibi..

Günlerdir uyuşturulmuş bir beyinle kendi kendime kutluyorum nice doğumları, unutmuş değilim. Uyuşmuş beynimle ben gezi planları yapıyoruz günün ilk ışıklarını acemice kendimize zerk ederek.

1. Azap vakti! Okula gidilecek..
Eğitim şart! Fakat bu koşullarda ve bu sistemle değil!

2. Arkadaşlarını ihmal etme!
Nicedir görüşmediğim ve ihmal yüzünden haşlamalara maruz kaldığım arkadaşlarıma zaman ayırma vaktim gelip geçmişti bile. Şehir dışında üniversite kazanıp şimdilerde ziyarete gelen bir arkadaşımla görüşmeyi çok istemiştim ama öte yandan ihmal ettiğim ve bugün için söz verdiğim başka arkadaşlarım vardı. İkisini bir araya sıkıştırmak çok zorladı ama benden kaçmaz. 6 kişiyi ders işlenmediği halde okulda hapis tutan sisteme bir hareket çekip kaçmayı başardım 4 saatin ardından ve uzun süreden sonra tatlı bir gün için ilk adımı attım okul bahçesinden dışarı..

Hemen muzır hediyelerimizi hazırladık kutbumla. Şehir dışından gelen arkadaşımdan sonra diğerlerini de hediyelerimle güldürebilmiştim o bir türlü hatırlayamadığın (on a on) kafeye vardığımızda. Kaybolduğumuz yolları bu sefer dimdirek adımlarla yürüdüm ve her zaman keyifle vakit geçirdiğim yerde harika birkaç saat geçirdim. Bulabilseydin seninle gittiğim bir yer olduğu için farklı olacaktı ama seninle birlikte bulamadığım bir yer olması o günki rezilliği tebessümle hatırlattı.

3. Eve koş!
Çok az internette vakit geçiriyorum yoğunluğum yüzünden ve bir umut seninle konuşabilirim diye fırsat buldukça eve koşuyorum. Yine bunu yapacağım, yine yersiz bir umutla boş boş bakacağım fotoğrafına. Sonra da dönüp gereksiz yılbaşı muhabbetlerine konuk olacağım..

4.Şokk!
Bir mesaj uyarısı? herhangi bir grubun saçma haberdar etme sistemidir diyerek tıkladım ve beklemediğim bir isimdin karşımda. Yeni yılımı kutluyordun ve kaybolan defterimden bahsetmiştin. Her zamanki dostça yazılardan diyerek yine de heyecanla cevaplıyordum tane tane. Kaybedemeyeceklerimi söylemeye çalışmıştım. Aynı şeyi istiyorduk. En azından ben seni..

Hiç farkında değildin ama en güzel yılbaşımı geçirmiştim, en güzel hediyeydi kelimelerin. İsterdim ki yine şiir gibi konuşabileyim ama tutukluk yapıyorum namlunla burun burunayken. Daha doğaldır yine de her seçtiğim kelimem, daha sade ama daha saf ve anlamlı. Basit bir sayfa ama daha kıymetli..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder