18 Ocak 2011 Salı

Bir Haftalık Çaba

İnat ettim yazmamak için; reosta etkisi gecikse de teşrif ettiler çok şükür..

Hiçbir aşçının tarif defterine giremeyen davranışlara büründüm farkındayım. Asıl amacım deftere girmek değil defterde yorumlanıp afiyet dilenesi olmaktı. Keyfim yok, şerbetim yok ki nabzıma uygun tat bırakayım.. İki hafta önceden kalma bir bayatlık var, belki de üç hafta olmuştur çoktan.

Aslında çok neşelenmiştim, elinde elma şekeriyle lunaparkların altını üstüne getiren çocuklar gibiydim. En sevdiğimse balerindi; eteklerini savurdukça sana uçuyordu herkes.

Bir hediye bulmak lazımdı ama ne?? Pek konuşmazdık, bir pakete sıkıştırabileceklerimi alman bir hayli cesaret isterdi ve tabiiki yemedi benim üstad.. Paket sana değil bana hediye olacaktı ve dayanamayabilirdim. Ama bir sesini duysaydım. Bir duysaydım.." derken aklıma gelmişti herşey işte.

Bir hafta vardı doğum gününe. Tam bir hafta. Çok kolaydı herşey, telefonumu yurt dışı aramalara açtıracaktım sadece! Tek zorluk telefon numarasını bulmaktı. Asıl zor olanı yaptım da kolay olanı kalmıştı.. Ama Türkiye burası, alzheimer genç yaşta vurdu ki unutmuş olacağım pek tabii. Öyle kolay olmadı herşey. Operatörün müşteri hizmetlerine bir iki gün türkçe öğretmeye çalıştım belki anlarlar diye. Lanet olası operatörde bir kişi mi anlayamaz?? Yine kendim hallettim bu sorunu da..

Eee şimdi elimde bir telefon numarası bir de telefon var.. Ne yapacağım arayacak mıyım?? Tabi 2 gün zahmet çektim, sürprizi bozmamalı ama en azından doğru kişiyi aradığımı teyit etmek lazım.. Numarayı çevirdim, en azından telefonun çalacağını ümit ederken "yanlış numara" yazısıyla göz göze geldik. O kadar zahmet ne içindi aman allahım numara yanlışş!!

Yurt dışıyla pek haşır neşir eski bir arkadaşım geldi hemen aklıma, okuldan sonra onu aradım ve uzun incelemelerden sonra numaranın başına alan kodu koyma gereği duyduk. Rusya alan kodu: +7.. Ama hangi Rusya olduğu konusunda yanılgıya düşen arkadaşım herkesi yanılttı ve bütün gün bu numara üzerinde çalıştık. Sonunda cesaret hakkımı arkadaşıma devredip numaranın düşüp düşmeyeceğini teyit ettirdim. Bir bayan rusça birşeyler söyleyince doğru numara herhalde diyip telefonu kapattı bizim akıllı. Demek ki şirket numarasıydı dedim ve bir kere de ben çevirdim numarayı. Yine yanlış diyor?! Kafayı yemek içten bile değildi.. Hırsımı alamadan dershaneye koşmaya başlamıştım çoktan..

Durumu bir de dershanedeki iki arkadaşıma anlattım. Seni zaten biliyorlardı, hatta yazdığım ilk iki üç şiiri okutmuştum bir tanesine. Kimseyi yaklaştırmıyordum defterlerime ama uzaktan yorum yapmak yerine sadece göz bebeklerimde ne etki yarattığını görebiliyordu birlikte geçirdiğimiz yılların deneyimiyle. O da elinden geleni yaptı. Şanslıymışım ki Rusya'da arkadaşı vardı ve numarayı düzeltmek konusunda büyük çaba göstermişti.. Tabi yine sabit telefonlar üzerinden düşünüyorduk...

Eve geldiğimde beynimin bütün kıvrımlarını hissedebiliyordum adeta. Yatağıma uzandım dinlenmek ümidiyle ve yine telefon zırıltısı.. Rusya alan kodunun +7 olmadığını söylüyordu arayan kişi. Moskova alan kodu olarak 495'i yazmıştım numaranın başına. Bir kez daha ümitsizce çevirdim numarayı ve uzun uzun zırıltılardan başka herşeyi duydu uğultularım. Açan yoktu işte. Zaten yorgundum, bu moral de bahanem oldu ve sızdım o gece.. Ama uyumak ne mümkün.. Gece 02:30 ve sıçrayarak uyandım. Aptala malum olur derlerdi de inanmazdım.. Vücudumu kontrol eden birileri telefonuma yapıştı ve yine numarayı çevirdi. Çok beklemedim bu defa, en az benim kadar uykulu bir bayan "yah" diye iniltiye benzer bir ses çıkardı. Elbette o an şokun en büyüğünü geçirmiştim! Senin telefonunu bir bayan açıyordu uykulu!! Kafamı yastığın altına iliştirip rüya olmasını diledim sızmaya çalışırken..

Sabah anlayabildim herşeyi. Türk klasiğini yaşatmak istemiştim aslında, o kadına " ar yu nataşa?" demek psikolojisi geziyordu Türk'ün damarlarında. Okula gittim, bir sigara yaktım ve yine denedim, o kadınla konuşmayı diliyordum.. Yapamadım tabiiki.

Çıkışta dershanedeki kızlardan biriyle buluştum yine. Ptt'ye uğrayacak ve yurt dışı arama kartı alacaktım, aldım.. Aldım ama birinin o kartı ankesörlü telefona sokmamam gerektiğini söylemesi gerekiyordu. Hem madem ankesörlü telefona sokmak hataydı, niye telefon kartı kabul edip bir de şifre sordu?? 15-20 dakika sonra pes edip derse girmeye karar verebilmiştik..

Hava hızla kararmış ben derste gözüm açık uyumayı öğrenirken. Kendimi dışarı atıp tekrar ptt'ye gittim yanımda arkadaşımı da sürükleyerek. Yolda "ar yu nataşa?" replikleri ve binbir diyalog yazıp halimize gülmüştük soğuktan tir tir titrerken. Yol üzerindeki bütün ankesörlü telefonları kullanmaya çalışmıştık ama bu sefer kolay pes etmedik. Ptt'de kartın kullanımda olup olmadığını öğrendik. Operatöre günlerce anlatamadığımızı buradaki insanların birkaç dakikada anlaması neredeyse uçak fobisi olan bir insanın karaya ayak bastığındaki sevinciyle eşdeğerdi ve yerlere kapanıp öpebilirdik. Adam içerideki sabit telefonu gösterdi ve buradan arayabileceğimi söyledi. Numarayı çevirdim, bu kes bir adam açtı telefonu. Başladım kafamda kurduğum ingilizce cümleleri sıralamaya. "İngilizce biliyor musunuz ya da bilen biriyle görüşebilir miyim?" demiştim ki telefon suratıma kapandı. Kahkahayla olduğu yere düşen arkadaşıma bön bön bakıp bende başlamıştım gülmeye. İyi güzel İngilizce konuştuk da adam anlamıyor, rusçayı nereden öğreneceğiz? Amaaaann diyiverdim, "Başlarım hediyesine, sürprizine.. Yarın bir mesaj atarım facebook'tan, doğru numarayı alırız en azından." diyip çıktım bir hışım dışarı.

Sabah sersemliğini ancak öğlen üzerimden atıp doğru numarayı sana sorabilme fırsatını bulabilmiştim. Akşam eve döndüğümde numarayı vermiştin ve Rusya'daki mantıksız mantığı açıklamıştın. Meğer kod mod değilmiş derdimiz, numarada var olup ararken yok etmem gereken bir rakam varmış..

Onca emek, koşturmaca boşa gitmişti; ne sürpriz kalmıştı ne de keyfim.. İki gün sabredip arayacaktım sadece.. Zamanın geçmesini beklemek, o koşturmacadan daha zordu doğrusu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder