7 Kasım 2010 Pazar

Yarım yamalak

Hayal et diyen her şarkı için bir aynaya tükürüp her defasında milyonlarcasını kırıyorum. Minare gibi inşa ettiğim tek bir soruya cevap olacak bir kılıf biçmek zorundayım, daha terzi olamamış ama iğne yaralarıyla güzelleşen, güzelleştikçe parlayan ellerimle. Çocuk ellerimle..

Bana bir kılıf verirdin belki ipek kumaştan, süslü ve yaldızlı, belki de baştan savma, yamalı... Farketmezdi gerçi. Yine de süslü birşeyler bekledikten sonra yamalısını verdiğinde hayallerimden olmamak, bu da yetmiyormuş gibi bir de ağlamamak için ilk olarak yamalı kılıfa alıştırdım aslında kendimi. Çocuk fikrimle..

Hep tanıdığım o ince adamdın işte. Sen bile o adamı tanımıyordun ama ben tanıyordum. Yine bütün inceliğinle ellerimi avuçlarına almıştın. Ellerim hep yanardı ruhumun yarısını sana verdiğimden beri. Şimdiyse avuçların, yarımı tamamlıyor gibiydi. Avuçlarımda ruhlar açtı, ruhlar büyüdü. Biliyorduk işte, yalnız biz biliyorduk. Bir alazdı ruh yarısı ve ruhlarım birleşince insandım ben. İnceliğin beni süslü ve yaldızlı ipeklerle kandırmaya kıyamayacak kadar erkek, yamalılarla soldurmaya kıyamayacak kadar kadın ve en çok da barındırabileceğinden fazla şefkat biriktirdiğin bir ebeveyn olmaya yetecek kadar inceydi. Hayrandım hep sana. Çocuk kalbimle seviyordum.

Senden o kılıfı korkarak istedim sonunda. Hala ellerim, ruhlarım sendeydi ve öyle acıklı gülümsüyordunki gizlemeden. "Sana, hatta bize kim bir kılıf verebilirki çitlembik." demiştin. Ancak şimdi farkedebiliyorum ama sanırım yamalı lanet olası kılıfı görmektense ulu orta minaremle kalmayı yeğliyordum hep. Yine beni incitmemiştin koca kalpli adam.

Hayal et diyen her şarkı için yaşıyorum artık. Sevimsiz olan herşeyi pastel boyalarımla beceriyorum; rengarenk olmalılar. Yaşamalıyız hepsini. Çocuk heyecanımla inanıyorum buna. Sende bir çocuk olmalısın ipe sapa gelmez. "Mızıkçı velet" diye kızmalıyım sana, kavga etmeliyiz ve barışmalıyız hergün adın gibi. İtişmeliyiz ki sevdiğimi anlamayasın. Çocukken hayal etmeliyim hepsini. Taa çocukken.. "Özel yapım bir cam fanusta, Mcgyver korumalı bizi.." senin dediğin şekliyle.

Sonra bir gün ansızın gidiverirsin ardında adi bir şarkı bırakma klişesiyle. Zaman geçmek bilmezken kendime bir oyun kurarım küçükken dinlediğim masallardaki gibi. Kocaman bir kalem olur kendime ait.

Gizli gizli büyürüm sen gelene kadar. Sen gelince bak büyüdüm işte diyip seni şaşırtacağım. Çocuk gözlerimle göstereceğim sana bir bir söylediklerimi. Hayal edebilirim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder