1 Mart 2011 Salı

Müzikal

Müzik müzik müzik! Aç susuz yaşayabilirim belki ama birileri kulak kapımı çalmadan yaşayamam sanırım. Zaten iki adamım var benim aşık olduğum, üçüncüsüyse müzikle değil yalnızca yüzündeki güzelliğin tınıya dönüşmesiyle, yalnızca kendi sesiyle mest eder beni..

İzler gibi önce, sonraysa izlemekten çok yanındaymış gibi; biraz kahve kokusuyla biraz da kızarmaktan memnun soğan kokusuyla karışıktır. Kahve kokusu edebiyatı andırır; anlamasan da yine sever seni sevgilin gibi. Karşılık beklemez, hele ki anlamanı hiç beklemez, anlaşılma kaygısı yoktur zaten edebiyatın hasında. Ama sever; zamanı gelince senin de bunu hissettireceğini biliyor çünkü sevgilin. Soğan kokusu başkadır ama; kimsecikler anlayamaz ondaki harikalığı. Onsuz bir öğünün acılığını ancak aşçısı anlar. Annedir bu koku.. Şefkattir! Ne yaparsan yap duyumsadığında doyamazsın ona.

Ben bu iki kokuya da doyamıyorum bütünü sensin diye. Bir film izlesem ve içinde bütün müziklerimi barındırsa müzik kutum gibi. Ve kaybolsam bir müzikle senin açıklarında.. İşte o zaman sana ihtiyacım vardır. Duymak isterim kokularını, ne olur kızma bana hep arıyorum diye. Hangi korkuları besleyip evcilleştirmeye çalıştığımı sen bilirsin zaten.

Özlüyorum, çok özlüyorum bütün müzikleri kokularıyla beraber.. Bir gün aşçı olursam her şey daha güzel olur mu? Söyle bana..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder